Eylül 06 2010 03:28:30
Ana Menü
Son 20 Videomuz
Muhammet Şentürk - Sünnet
Muhammet Şentürk - ...


Muhammet Şentürk - Sünnet
Muhammet Şentürk - ...


Muhammet Şentürk - Sünnet
Muhammet Şentürk - ...


Muhammet Şentürk - Sünnet
Muhammet Şentürk - ...


Fatih Karadeniz
Fatih Karadeniz


wind of change
wind of change


wild world
wild world


walk of life
walk of life


rusca
rusca


nights inwhite satin
nights inwhite satin


lady darbanville
lady darbanville


historia de un amor
historia de un amor


delilah
delilah


country
country


autmn leaves
autmn leaves


Resim Slayti 5
Resim Slayti 5


Düğün Görüntüleri 4
Düğün Görüntüleri 4


Düğün Görüntüleri 3
Düğün Görüntüleri 3


Düğün Görüntüleri 2
Düğün Görüntüleri 2


Düğün Görüntüleri 1
Düğün Görüntüleri 1


Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 15
· En Yeni Üye: olcay
"Yenice Müslümlü Ahmet Özdemir"
Hoppala! Bu da nereden çıktı demeyin; hani Sarı Çizmeli Mehmet Ağa derler ya, öyle sanmayın; bu öylesi değil…

Öğrencimdir.

Yenice Müslümlü çok yoksul bir ailenin çocuğudur Ahmet Özdemir. Otuz Beş yıl önce Endüstri Meslek Lisesinin Tesviye Atölyesine geldiğinde böyle tanıdım kendisini…

Yoksul, ama azimli ve de vakarlı kara kuru bir genç…

Üç yıl azmetti, her türlü olumsuzluklara göğüs gerdi ve okulu tesviyeci olarak bitirdi. Belirli süre izini kaybettim. Bir ara ziyaretime geldiğinde, İstanbul Aksaray da bir otelde resepsiyon görevlisi olarak çalıştığını öğrendim. Üzüldüm tabii…

Çünkü:

Bencileyin Teknik Eğitimciler; yetiştirdikleri öğrencilerin, edindikleri mesleklerde çalışmalarını, hatta iş kurup üretim alanında ülkemize yararlı olmalarını arzu ederler…

Zira, Bir otelde resepsiyon memurluğu yapmak için, Endüstri Meslek Lisesi Tesviye Bölümü mezunu olmak gerekmez. Bunlar farklı eğitim alanı içeren konulardır…

Ne çare ki:

Ülkemin koşulları, insanlarımızı bildiği alana değil, karnını doyurabildiği alana yönlendiriyor. Benim Yağız Ahmet’im de bunlardan biri…

Ne ise:

Anlatmak istediğim bunlar değil tabii, asıl konuya girelim:

Ahmet Özdemir; Küçük Yenice Müslümlü Ahmet:

Yirmi Sekiz Yıl olmuş halen aynı otelde çalışıyor; iki çocuğundan kız olanı, tıp eğitimi almış uzman doktor, erkek olan küçüğü de, üniversite sınavlarına bu yıl giriyor; örnek bir aile düzeni, mutlu bir yuva sahibi…

İyi güzelde:

Benim Ahmet’im kafayı yemiş, Vallahi resmen üşütmüş çocuk! Acıdım tabii.

Diyor ki Ahmet:

“İnsanlarımız, okumayı sevmiyor, kitap okuma alışkanlığımız hiç yok; okullarımızda böyle bir alışkanlık kazandırılmıyor olmalı ki, çoğunluğumuz kitap okumayı aklının ucundan bile geçirmiyor.”

Yüzüne baktım: Gergindi; beynindeki sıkıntı, yüz hatlarından okunabiliyordu.”Ne yapalım Ahmet! Ülke insanımızın gerçeği bu, okumayı pek sevemiyoruz.” Diyecek oldum, sözümü kesti:

“Ben köy okullarına kitaplık kuruyorum, birkaç yıldır bu işle uğraşıyorum hocam.” Deyince, üşüttüğünü iyice anladım.

“Ahmet! Sen aklını mı yedin, bu sahada para mı kazanılır? Hem kimse okumuyor diyorsun, hem de bu alana para yatırıyor kar bekliyorsun.”

Acı, acı güldü.

“Ne karı öğretmenim, ne karı!

Doğru, para yatırıyorum; ailemin geçiminde artan paramın tümünü bu uğurda harcıyorum ve harcayacağım; bir kişiye de olsa kitap okuma alışkanlı kazandırabilirsem, benim karım da bu olacak, en büyük zenginliğimde.”dedi.

Meğer:

Doğup büyüdüğü köyün Temel Eğitim Okulundan başlamış kitaplık kurmaya. Konuya ilgi duyan tüm köy okullarına birer kitaplık kurmayı hedeflemiş; bu uğurda sistemli çalışıyor, geçiminden artan paralarla kitaplar satın alıyor, İnegöl köylerine gönderiyormuş…

Bununla da yetinmeyip her yıl kitap okuma yarışlarının düzenlenmesine katkı sağlıyor, en fazla kitap okuyanları da altınla ödüllendiriyormuş…

Bunları anlatırken sıkılıyor, utanıyor, boncuk, boncuk terliyordu Ahmet.

Kendisine bu uğurda rehberlik yapan, kolaylık sağlayan, başta İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın Baştürk olmak üzere, diğer görev arkadaşlarına şükran duygularını ifade ediyordu…

Öğrencimi dinlerken kendimden utandım.

Gerçekten üşütük O değil, benmişim…

Parakrasinin güdüsüyle şartlanmış bu köhne beynim, kardan dolayısıyla paradan başka kutsi şeylerin de varlığını çoktan unutmuş…

Ahmet ise benden çok ilerde; evrensel anlamda paranın değil insanın, kendini iyi yetiştirmiş insanın daha öncelikli olduğunu görmüş ve bu uğurda şevkle coşkuyla yılmadan öz verisini ortaya koyarak çalışıyor…

Kutladım ve gurur duydum kendisiyle…

Ne yapsın Ahmet?

Allah’ın kullarına ilk emri: Oku! Okuyan yok…

İkinci emri: Kalem! Yazan yok…

Ne demiş şair:

Ne okumak var ne yazmak/ Bilmeyiz eski, yeni…

Bize kuzular söyler/ Yılların geçtiğini…

İşte Ahmet¸böylesi bir kısır döngüyü yıkmaya ve Allahın emirlerini kullarına hatırlatmaya çalışıyor…

İşin kolay gelsin Ahmet!
Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.
Cep Mesaj
Gürcüce Video Müzik
Duyurular

Duyuru eklenmemiş.

Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

09/09/2009 22:38
Sitemiz yenilenmektedir. En kısa sürede güncelleme ve yenileme işlemlerimiz sona erecektir.
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın